Web
Analytics
Blog » Bahar Erdem Beylikdüzü Anaokulu

Blog

Paylaşmak Güzeldir
Anaokulu – Ev Bağlantısı
Paylaşmak Güzeldir

Anaokulu – Ev Bağlantısı,  çocuklar en önemli iki dünyaları arasında köprü kurmalarına yardımcı olduğunuzda, çok büyük fayda sağlıyor.

Ebeveyn olarak, doğumdan ergenliğe kadar çocuğunuzun eğitimini en başta siz sağlıyorsunuz. Karakterinin ve zihinsel sağlığının gelişimine rehberlik ediyorsunuz ve hayat boyu sürecek tutum ve ilgilerini geliştireceği temelleri oluşturmasına yardım ediyorsunuz. Eviniz çocuğunuzun potansiyelinin ve kişiliğinin şekilleneceği ana ortam olduğundan, sınıfta olanları desteklemenin yanında, aynı zamanda öğrenme isteğini de aşılayacak olumlu, açık bir atmosfer yaratmaya çalışmanız önemlidir. Çocuklarınızı motive eden sizin sevginiz ve cesaretlendirmenizdir – çocuğunuz önce sizi memnun etmek ister ve sonra da kendini. Bu durum, kendine güven, merak, yeni görevler başarabilme ve diğer sağlıklı tutumlara yol açarak hepsi başarılı öğrenmeye katkıda bulunur.

Ancak çocuğunuz evde eğitim görmüyorsa, siz ona bilimi veya coğrafyayı öğreten kişi olamazsınız. Çocuğunuzun okulda öğrendiği tüm bilgiler, beceriler ve kavramlar, evde yaptıklarınızdan etkilenir ama çocuğunuzun eğitimi, öğretmenleriyle kurduğunuz ilişkilerden de eşit derecede etkilenir. Öğretmenle etkili bir ilişki kurmak kritik bir görevdir ve sizin gibi, her öğretmen de bunu hedefler. Her ilişkide olduğu gibi karşılıklı saygı, karşınızdakini dinleme kabiliyeti ve çokça iletişim kurmak temeldir.

Ebeveynler ve öğretmenler birlikte iyi çalıştıklarında bundan herkes yararlanır. Ebeveynler ve öğretmenler birbirlerine benzersiz bir bakış açısı ve aynı çocuğa ilişkin farklı perspektifler sağlayabilirler ve böylece bu çocuğun, yeteneklerinin, güçlü yanlarının ve zorluklarının daha kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlarlar. Siz çocuğunuzun kişiliği, eğilimleri ve aile yaşamı hakkında daha fazla şey bilirken, öğretmen ders programı ve okul kültürü hakkında çok daha fazla şey biliyor olacaktır. Başarılı bir ebeveyn-öğretmen ortaklığı, çocuğa hayatındaki tüm yetişkin takımının yanında olduğunu gösterir.

Anaokulu – Ev Bağlantısı: Evde Yaptıklarınız Okulda Neden Önemlidir?

Çocuğunuzla olumlu bir ilişki, onun okul kariyeri için sınıfta sürekli var olmanızdan önemlidir. Küçük çocuklar sizinle güçlü bir şekilde özdeşleştiğinden tutum ve davranışlarınız, değerleriniz ve içsel duygular bulaşıcıdır. Çocuğunuzun beyninde en derin seviyelerde gömülüdürler.

Kendi okul tecrübeniz kötü olduysa çocuğunuzun okul deneyimi hakkında da endişe duymanız normaldir. Çocuğunuz bunu hisseder ve öğrenme hevesi kırılarak engellenebilir.

Çocuğunuzun iyiliği için, geçmişi geride bırakmanız ve çocuğunuzun öğretmenlerinin, okulunun ve genel deneyiminin iyi ve mutlu olacağını varsayarak “yeniden başlamanız” gerekir. Okuldan hoşlanmasanız bile, çocuğunuzun deneyiminin iyi olmasına yardımcı olmanın en iyi yolu: Katılımcı olun, olumlu olun ve öğretmenlerine güvenin. O mesajı alacaktır: “Okul önemlidir; tam olarak ilgili olmanı istiyorum.”

Anaokulu – Ev Bağlantısı: Çocuğunuz için Kalite Zaman Yaratın

Çok anlaşılabilir gibi gelebilir, ama bugünlerde, ebeveynlerin programları çalkantılı ve doludur. İyi haber şu ki, çocuğunuzla birlikte vakit geçmenin ve öğrenmesini desteklemenin kolay yolları var. Oyun zamanlarında yanında olabilir, bir video izlerken kanepede sarılabilir, parkta doğa yürüyüşü yapabilir, çocuğunuz oynarken önemli yorumlar yapabilir, birlikte lezzetli bir şeyler pişirebilir veya sadece takılıp sohbet edebilirsiniz. Bütün bunlar, çocuğunuzun onu tanıdığınızı, onu önemsediğinizi ve okulda öğreneceği şeyler dışındadır.

Anaokulu – Ev Bağlantısı: Öğrenmede Aktif Bir Ortak Olun

Çoğu eğitimci çocukların eğitimine ebeveynlerin katılması gerektiğine inanır, ancak “katılım” farklı öğretmenlere göre farklı anlamlara gelebilir. Bazılarına göre, ödevle çocuklara yardımcı olmak, notları bildirmek ve işleri zamanında göndermek ve çağırıldığında toplantıya gelmek anlamına gelebilir. Ama katılım bundan çok daha fazlasını ifade etmelidir. Sınıfa katkıda bulunabileceğiniz bazı yolları öğrenmek için öğretmenle birlikte çalışın, ancak bunu daima sizin için sağlayacağı yönlendirmeler çerçevesinde yapmayı unutmayın. Aynı şekilde, çocuğunuz hakkında değerli bilgileriniz vardır, kimse onu sizden daha iyi tanıyamaz, bu yüzden inisiyatif almak ve bu bilgiyi okul yılı boyunca öğretmenle paylaşmak büyük önem taşır.

Önce, çocuğunuzun ev hayatı ile ilgili ayrıntıları öğretmenine bildirdiğinizden emin olun. En etkili öğretmenler, sınıflarındaki her çocuğa ilişkin oldukça kapsamlı bir anlayışa sahip olanlardır. Hayatınızda olan son değişiklikleri (boşanma, aileden birinin ölümü veya hastalık gibi), önemli gelenek ve ritüelleri, evde konuşulan dilleri de içeren çocuğunuza özgü diğer önemli ayrıntıları çocuğunuzun aile hayatını anlatarak yardımcı olabilirsiniz.

Kültürünüzü – yiyecek, müzik, fotoğraf ve gelenekleri – sınıfla paylaşmanın yollarını öğrenin. Bu, yalnızca çocuğunuzun özsaygısını güçlendirmeye yardımcı olmakla kalmayıp, aynı zamanda tüm sınıf için öğrenme deneyimini zenginleştirecek ve çeşitliliğe olan takdiri artıracaktır. 3 ila 8 yaşları arasında çocuklar aileden daha büyük bir dünyayla baş etmeye başlarlar ve kendileri ve yaşıtları arasındaki her farklılığı görürler ve farkında olurlar.

Her hafta bir aile tartışması yapmayı planlayın. Kendi çocukluğunuzda yaşadığınız okuldaki deneyimlerinizle ilgili bir konu seçmeye çalışın. Anaokulundaki günlük rutin ve etkinliklerle ilgili ne kadar çok bilgi sahibi olursanız, bu tür konuşmaları daha fazla teşvik edebilirsiniz. Bu fikri bir sanat projesi yapmaya kadar genişletebilir veya herkesin bu temayla ilgili bir şeyler okuduğu bir “kitap kulübü” oluşturabilirsiniz.

Anaokulu – Ev Bağlantısı: Tüm ailenin katılmasını sağlayın

Mümkün olduğu kadar çok, doğa gezileri, hikâye partileri, sanat sergileri ve kutlamalar gibi sınıf etkinliklerine katılmayı deneyin. Dedesi, kardeşleri, bakıcıları ve aile dostlarınızı da dâhil edin. Çocuğunuz bundan mutluluk duyacaktır.

Hem aileler hem de öğretmenler için amaç, çocuğunuzun hayatında aktif rol oynamak ve çocukla arasında gerçek bir bağ oluşturmak için çaba göstermektir. Çocuğa en çok ihtiyacı olan şey, onu destekleyen birçok insan olduğunu bilmesi ve hayatının tüm parçalarının bir arada olmasıyla sağlanır. Güçlü bir ev-okul ilişkisi, öğrenmeyi severek büyüyecek bir çocuk için gerekli ortamı sağlayacaktır.

Çocuklarda Beslenme ve Spor
Paylaşmak Güzeldir

Çocuklarda Beslenme ve Spor

Çocuğunuza diyet, egzersiz yapma ve rahatlamanın doğru dengesini nasıl sürdüreceğini öğretmek hayatının iyi olmasının anahtarıdır.

Sağlığın korunması (fiziksel ve zihinsel) gerektiği çocuğunuza öğretebileceğiniz en önemli şeylerden biridir. Dahası, birçok çalışma çocuğun zihinsel ve fiziksel sağlığı ile öğrenme başarısı arasında bağlantı olduğunu gösteriyor. Genel olarak sağlıklı ve fit olmak, çocuğun davranışlarından görevlere odaklanma becerisine kadar her şeyi etkiler.

Çocuklar, kendi beslenmelerini yaptığında, saçlarını kendi taradığında, hatta dişlerini fırçaladığında bile büyük oranda tatmin duygusu hissetmektedir. Çocuğunuzun oyuncaklarıyla oynaması bile, kendine ve başkalarına özen göstermeye nasıl içgüdüsel olarak değer verdiğini ve psikolojik ve sosyal gelişiminde önemli olan temaları özümsediğini gösterir. İnsanın vücuduna iyi bakması, ona saygı duyması ve bütün kısımların birlikte nasıl çalıştığını bilmesi yaşamak ve öğrenmek açısından temel önem taşır.

Doğru beslenme, egzersiz, dinlenme ve stresi azaltma başta olmak üzere birkaç temel alana odaklanarak, çocuğunuzun sağlıklı bir zihin ve vücut sağlayacak bir denge oluşturmasına yardımcı olabilirsiniz.

Çocuklarda Beslenme ve Spor: Yemek Zamanları

Yemek zamanları, çocuklarımızın sağlıklı bir yaşam tarzını neyin oluşturduğuna ilişkin farkındalıklarını arttırmak için her gün elimizde bulunan birçok fırsattan sadece biridir. Boston Çocuk Hastanesi Optimal Ağırlık programının direktörü David Ludwig’e göre, “Erkenden başlayıp bu zamanınızı iyi alışkanlıkları ona öğretmek için kullanırsanız gelecekteki oluşabilecek problemleri önleyebilirsiniz. Küçük çocuklar sağlıklı bir beslenme ve yaşam tarzını sevdiklerinden ve onları seven insanlardan öğrenirler. Çocuklar, yetişkinlerin davranışlarını taklit eder. Ebeveynler özellikle sadece destekleyici olmakla kalmayıp, aynı zamanda besleyici gıdaları yemeyi ve bol miktarda egzersizin yanı sıra dinlenme ve rahatlamayı da içeren sağlıklı bir yaşam tarzını gerçekten yaşamalıdır. ”

Her günün ritmini ayarlarken – kalktığımızda, banyoya girmek, kahvaltı yapmak, sessizce oynamak, temiz havaya çıkmak, uyumak gibi – doğal olarak temizliği teşvik eden hoş, yaşamı güzelleştiren iyi beslenme ve egzersiz ile dinlenme arasında denge kuran bir ortam hazırlamış oluyorsunuz.

Çocuğunuza gönderebileceğiniz en güçlü mesajlar, iyi alışkanlıklarla model olmakla olur (sağlıklı gıda seçimleri yapmak, yemek yedikten sonra dişlerinizi fırçalamak); çocuğunuzun fiziksel gelişimine ilgi göstermek (görünür bir yerde duracak bir büyüme tablosu yapmak) ve çocuğunuzu kendine baktığında çabasını desteklemek (banyodaki lavaboya ulaşabilmesi için küçük bir merdiven koymak).

Çocuklarda Beslenme ve Spor: Doğru Yemek Yemeyi Öğrenmek

Çocuklar, yemek için size tamamen bağımlıdır, bu da, erken yaşlarında iyi yeme alışkanlıkları oluşturmanız ve çocuğunuza sağlıklı yemekler seçmeyi öğretmek için mükemmel bir durumdur. Çocuğunuz büyüdükçe, her zaman bir rehber olarak yanında sizi bulamayabilir; dolayısıyla bir yemeğin sağlıklı olup olmadığı hakkında açıkça konuşmak kritiktir.

Çocuklara sağlıklı seçimler yapmayı öğretmek, özellikle de çocukları hedef alan ve sağlıklı yemek yemeyi desteklemeyen güçlü medya mesajlarıyla rekabet etmesi gereken bugünün ebeveynleri için hiç kolay bir iş değildir. Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi’ne göre, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki beş çocuktan en az biri aşırı kilolu. Aynı zamanda, bir zamanlar yetişkin başlangıçlı şeker hastalığı olarak adlandırılan tip 2 diyabeti çocukları henüz 4 yaşında iken etkilemeye başladı ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) da artmakta. Bu sorunlar birbirine bağlı mı ortaya çıkar? Dr Ludwig, açıkça işlenmiş ve fast food ağırlıklı beslenme alışkanlıklarını suçlu buluyor ve bu durum zararlı yiyecekleri çocuklar için çok iyiymiş gibi gösteren TV reklamlarıyla da daha kötüye gidiyor. Burda asıl önemli olan, ebeveyn olarak sizin sağlıklı tercihler yaparak ​ iyi alışkanlıklara model olrak doğru yemek yemekle ilgili kendi mesajlarınızı göndermenizdir, diyor. Aşağıdaki aktiviteler, çocuğunuzun sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmasına yardım edecektir:

Çocuk dostu yemekler hazırlayın: Smoothies, meyve salataları, yoğurtla beraber yenebilecek pişmemiş sebzeler, salatalar ve çorbalar (fasulye, sebze, patates, biberli vb.) favori yiyeceklerdir.

• Gıda kalitesinin önemini vurgulayın. Çocuğunuzun market alışverişine götürün ve seçim yaparken size yardım etmesi konusunda teşvik edin. Ona ambalajlardaki besin etiketlerini nasıl okuyacağını öğretin. Mümkünse, bazı sebze ya da çeşitli otları yetiştirin – ister evin içinde ister dışında.

Çocuk dostu yemek kitaplarını deneyin. Bu, çocuğunuza çok çeşitli yemekler ve tatlar göstermenize yardım edecektir. Biz şu ikisini seviyoruz: Masalsı Ziyafetler: Jane Yolen ve Heidi Stemple’in Genç Okuyucular ve Yiyiciler İçin Edebi Bir Yemek Kitabı ve Emeril Lagasse tarafından yazılmış Dünyamda bir Aşçı Var.

Çocuklarda Beslenme ve Spor: Hadi Harekete Geçelim

Çocuklar, yeterli derecede fiziksel aktivite yapmadığıyla ilgili çok fazla haber var. Gerçekten de, çalışmalar, Amerika’daki çocukların gün geçtikçe daha az aktif olduğunu gösteriyor. Üzücü ama çocukken aktif olmamak yetişkinlikte görülen üşengeçlik alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantılıdır. Egzersiz yapmak, çocuğunuzun sağlıklı gelişiminde kritik öneme sahiptir. Fiziksel aktiviteler sadece motor becerileri ve kendine güveni geliştirmekle kalmayıp aynı zamanda beyin gücü de oluştururlar! Aktif bir vücut, sinaptik gelişimi uyaran mesajları beyne gönderir.

Fiziksel oyunlar, sosyal ve duygusal gelişim için de fırsatlar sunar. Çocuklar kendi fiziksel becerilerinin arttığını ve geliştiğini gördükçe kendine güven geliştirirler. Çocuğunuzun yeterli fiziksel aktivite yaptığından emin olmak istiyorsanız, Ulusal Spor ve Beden Eğitimi Derneği yaşa göre fitness talimatları içeren bir kılavuz sunuyor. Bu kılavuz, bebekler için planlanmış 30 dakikalık oyunlardan, bebekler ve okul öncesi çocuklar için planlı olmayan 60 dakikalık oyunlara kadar değişmektedir.

Fiziksel aktivitenin birikerek artmaya devam ettiğini unutmamak önemlidir. Bir başka deyişle, çocuğunuzun gün boyunca önerilen miktarda aktivite yapmasına yardımcı olabilirsiniz; Hepsinin bir anda olması gerekmez. Çocuğunuzu harekete geçirmenin en iyi yolu ise aktiviteleri onunla birlikte yapmaktır:

Birlikte dışarıda oynayın. Çocuğunuzu, sizinle birlikte basit etkinliklere katılması için teşvik edin. Akşam yemeğinden sonra yürüyüşe çıkın ya da okula giderken birlikte koşun. Yere yapıştıracağınız bir bant ile denge kurma çalışması yapın. Atlayın, zıplayın, ağaçların ve posta kutularının arkasına saklanarak hareket edin.

Farklı objeler önerin. Kâğıtlardan kestiğiniz parçalar ve şerit halinde çubuklarla, çocuklara “rüzgar gibi koşmaya” ilham verirken, ipekli bir eşarp da dalgalanan kanatlar gibi kullanılabilir.

Çocuğunuzun bir “sanat egzersizi” yapmasını sağlayın. Çocuğunuzun yaratıcı olurken büyük kol hareketleri yapabilmesi için bazı büyük duvar kâğıtlarını duvara veya yerlere bantlayın. Kil ve oyun hamurları da şekil vermek için yoğurmak için iyi olacaktır.

Harekete ilham vermek için müziği kullanın. Cuma gecesini “Dans Gecesi” yapın. Tarzları farklı olmak üzere 30-45 dakika müzikle başlangıç yapın. Salsa, hip-hop, rock ‘n’ roll veya başka sevdiğiniz bir türde müzik kullanabilirsiniz.

“Kasları çalıştıralım!” ailenizin sloganı olsun. Ekranda geçirilen saatlerini ciddi şekilde sınırlayın bunlara televizyon, bilgisayarlar, oyunlar ve hatta eğitim oyunları bile dâhildir. Çocuklarınızı market torbaları taşımaya, alışveriş arabalarını itmeye, mümkün olduğunca merdivenleri kullanmaya ve yaşına uygun diğer fiziksel işleri yapmaya özendirin.

Çocuklarda Beslenme ve Spor: Huzur, Rahatlama ve Uyku

Yemek yeme ve barınma ihtiyacı gibi, bir çocuğun uyku ihtiyacı da temeldir. En sağlıklı, en mutlu çocuklar en iyi dinlenmiş olanlardır. Bir çocuğun öğrenmesi, hayal etmesi, yaratıcı olabilmesi ve sosyalleşmesi, büyüyen bir vücut ve beynin tecrübelerini pekiştirme, günün anılarını arşivleme ve duyguları işleme imkânı tanıdığı için, sağlam bir gece uykusu almayla doğrudan ilişkilidir.

Ne yazık ki, kronik uykusuzluk bugünün çocukları üzerinde çok etkili oluyor. Son kitabı Amerika’da Uykusuzluk: Ailenizin Hakettiği Uykuyu Alması İçin Stratejiler kitabında çcouk gelişim uzmanı Mary Sheedy Kurcinka, uyku eksikliğinin çocuğunuzun gelişimi, büyümesiyle ve davranışlarıyla ilgili her şeyi nasıl etkilediğini anlatıyor. Aslında, Kurcinka’ya göre, uykusuz kalan genç bir çocuk duygularını yönetmekte de zorlanabilir. Patlayan bir öfkeye sahip olabilir, kolayca kırılabilir veya sabırsız olabilir. Uykusuzluk sonucu yorgun hisseden daha büyük yaştaki bir çocuk da sınıfta odaklanmakta sorun yaşayabilir.

Neyse ki, çocuğunuzun daha iyi uyku almasına yardımcı olmak için atabileceğiniz somut adımlar vardır – bunlar sadece biraz yaratıcılık, bağlılık ve sabır gerektirir. İşte bazı stratejiler:

• Hafta içi ve hafta sonları için düzenli olan yatma zamanları ayarlayın. Çocuğunuzun günlük programının tutarlı olması, alışılmış yemek ve uyku süreleri ile vücudunun biyolojik iç saatini düzenlenmesine yardım eder.

• Çocuğunuzun yatmadan önce rahatlamasına yardımcı olacak bir ritüel hazırlayın. Bu rutinin yaklaşık 20 dakika kadar sürmesi gerekir ve bir hikâye okumak, şarkı söylemek veya müzik dinlemek gibi etkinlikler içerebilir. İyi ayarlanmış bir yatma vakti, uykusunun gelmesini ve uyumak için can atmasını sağlar.

Sakin bir zihin elde etmek ve stres yönetimini öğrenmek aynı zamanda daha huzurlu, odaklanmış ve bu nedenle sağlıklı olan bir yaşama yol açmaktadır. Herkes, her yaşta stres yaşar. Bu, günlük zorluklara karşı gayet doğal bir tepkidir. Bazen de stres yardımcı olur – kısa süren bir stres çocuğu bir hedefe ulaşmaya motive edebilir. Fakat bir çocuk uzun süre stres yaşarsa, sorunlu hale gelebilir ve ailesi, yaşıtları ve öğrenmeyle ilgili zorluklar çekmesine sebep olabilir. Stresle başa çıkma becerileri geliştiren çocuklar, bu durumları daha iyi karşılayabilir ve stresten kurtularak iyileşebilirler. Aşağıdaki gevşeme stratejilerini çocuğunuzun günlük hayatına dâhil edebilirsiniz:

Hafifçe gerinme hareketleri yapın. Birlikte, bir sabah gerinmek ve 10 atlama hareketi yapın. Yoğun bir günün sonunda yapılan Yoga hareketleri, herkesin sakinleşmesi ve vücudunu yenilemesi için harika bir yöntemdir. Çocukların sevdiği ağaç, kedi ve savaşçı pozlarını yapmayı deneyin.

Gözlem yapın. Çok küçük olmayan çocuklar için, sevdiği bir battaniye ya da hayvana sarılarak biraz birlikte vakit geçirin. Etrafı seyretmek için zaman ayırın. Başınızın üstünde hareket eden bulutları, gece yıldızları ve ayı, esintileri, kuşları ve kokularının hissetmek ve fark etmeye çalışın. Çocuğunuz sizi kendiniz ve ailenizin mutluluğu için çabalarken gördükçe, kendi vücudunu tanımak ve kendine iyi bakmaktan keyif alacaktır. Vücudunu güvende, fit, huzurlu ve sağlıklı tutmak için edindiği çocukluk tecrübeleri, bir ömür boyu sürecek olumlu tutumlar oluşturması adına temel oluşturacaktır.

Çocuğa Hikaye Anlatmak
Paylaşmak Güzeldir

Çocuğa Hikaye Anlatmak hem çocuklar hem de kendiniz için faydalıdır.

Hikâye uydurmayı öğrenmek okuryazarlığı geliştirir, hayal gücünü artırır ve aile ilişkilerini de güçlendirir. Çocuğunuzun hayal gücünü kullanarak, alışılmışın dışında düşünme yeteneğini geliştirirsiniz. Perdeleri kestiğiniz için tokat yediğiniz bir zaman hakkında ya da 2. sınıfta öğretmeninizin üzerine kusmanızla ilgili hikâyeler duymak, çocuklar olumsuz duygular hissetmeyi normal hale getirebilir. Korkuyu keşfetmelerini sağlamak özellikle klasik masalların da bir işlevidir.

Çocuğa Hikaye Anlatmak – Nasıl Başlanır?

Yüksek ihtimal siz zaten düşünmeden çocuklarınıza bazı hikâyeler anlattınız. Mesela anlamadığı bir sözcüğün yerine başka bir sözcük söylediğinizde ya da henüz karşılaşmasını istemediğiniz bir durum olduğunda (silah veya ölüm gibi) çocuğunuza bir hikâye uydurmaya başlarsınız. Ve bu da öykü anlatımının özüdür, devam ettikçe yeni hikâyeler uydurmak. Hikâye anlatımı kitap okumaktan farklıdır, daha çok konuşma gibidir. Geri bildirim alıp anında düzenleme yapabilirsiniz. Başlangıç için şunları deneyin:

Kendi hayatınızdan hikâyeler (her yaştan çocuklar için). İlla hikâyeler hazırlamak gerekmez. Çocukken oynadığınız oyunlardan veya hatta başınızı belaya soktuğunuz zamanlardan bahsedin. Aile hakkındaki hikâyeler aile bağlarını güçlendirir.

Herkesin bildiği hikâyeler (okul öncesi çocuklar için en iyisi). Kırmızı Başlıklı Kız ya da Goldilocks gibi çok rahat olduğunuz bir hikâye ile başlayıp kendi kelimelerinizle anlatın.

Yerinde hikâyeler. Çocuklarınıza, “Eğer bu yemek masasındaki bir nesne olacak olsaydın ne olurdun? Söyle bana.” deyin. Sonra sorular sorun. Çocuğunuz tuzluğu seçmişse, ona ne gibi yemeklere karışmak istediğini vb. sorun.

Çocuklarda Arkadaşlık
Paylaşmak Güzeldir

Çocuklarda Arkadaşlık

Anaokulundaki çocuklar için en büyük mutluluk kaynağının arkadaşları olabileceğini öğrenin.

Bayan Perline, sabah toplantısı için sınıfındaki çocukları toplar. Çocuklar yuvarlak olduktan sonra onlara “Mutluluk …dır” cümlesini nasıl bitirileceğine dair fikirlerini paylaşmalarını ister. Eller havaya kalkar ve öğretmen aceleyle çocukların fikirlerini sırayla not eder. “Mutluluk annem ve babamın yanında olmaktır.” “Mutluluk arkadaşımın yanında oturmaktır!” “Mutluluk tırmanmaktır.” Çocuğunuzu neyin mutlu ettiğini bilmek ister misiniz? Sadece sorun! Biraz daha yaşı büyük anaokulu çocukları, düşündükleri konusunda çok nettir.

Çocuklarda Arkadaşlık: Anaokulu Dönemi

Anaokulu döneminde ortaya çıkan en heyecan verici gelişimsel değişikliklerden biri de çocuğunuzun düşüncelerini ve fikirlerini ifade etme becerisini arttırmasıdır. Bu noktada, dil yetenekleri hızlı bir şekilde artmış durumdadır. Bu durum, kısmen, daha geniş bir kelime dağarcığının ve iletişim yeteneğinin yükselmesinin sonucu olmasının yanı sıra, aynı zamanda kendini bir topluluk içinde ifade etmesinden de kaynaklanır. Anaokulu yılının sonunda çocuklar kendileri için düşünmeyi ve kendi düşüncelerini değerlendirmeyi öğrenmiş olurlar.

Yukarıdaki mutluluk ifadelerini okurken, 5 ve 6 yaşlarındaki mutluluk için iki temel ögenin ilişkiler ve başarılar olduğunu fark edebilirsiniz. Çocuklar yeni bir bisiklet veya oyuncak almaktan çok hoşlansa bile, gerçekten yaşanan mutluluk, çocukların ailesi, arkadaşları ve sizinle paylaştığı ilişkilere dayanmaktadır. Çocuğunuz, başkalarıyla olan etkileşimlerinin yaptığı her şeye daha fazla zevk kattığı bir gelişme aşamasındadır. Bir oyuncağı, aktiviteyi veya fikrini güvenilir bir arkadaşı ya da bir aile üyesi ile paylaşabilme özelliği, çocuğunuza sevinç, rahatlık ve güvenlik duygusu verir.

Çocuklarda Arkadaşlık: Adil Dostluklar

Çocukların dostluğa adalet bakış açısı ile bakarlar. Bu aşamada çocuğunuz büyük bir adalet duygusuna sahip olur. Çocuğunuz için diğerlerinin “adil oynaması” çok önemli. Hatta arkadaşlıklarında ve diğer aktivitelerde adalet duygusu anaokulunda mutluluk için çok önemlidir! Çocuğunuza göre adil olmak genellikle herkesin aynı kurallara uyması ve eşit muamele görmesi anlamına gelmektedir. Çocuğunuzun bir şeylerin adil olduğunu özellikle de olmadığında hissettiğinin farkındasınızdır ama başkaları bir şeylerin haksızlık olduğunu düşündüğünde o kadar da farkında olmayabilir. Bu gayet normaldir. Çocuklar küçükken çok kendine odaklıdırlar. Anaokulu çocukları, dünyayı hâlâ kendi ihtiyaçlarıyla alakalı olarak görür ama empati ve adil olmayı öğrenme konusunda da oldukça yeteneklidirler.

Başarılar, anaokulu çocuklarının mutluluk duygularını etkileyen bir diğer faktördür. Çocuğunuzun herhangi bir faaliyetinde “bunu yapabilirim” faktörü yüksektir. Neler yapabileceğini göstermek ister ve genellikle “birinci” ya da “kazanan” olmak ister. Bu başarı duygusu, sınıfta veya evde katkıda bulunan ve kabul gören bir üye gibi hissetmesini sağlar. Görülmenin ve takdir edilmenin verdiği mutluluk, birçok insanın hayatta en çok istediği şey!

Çocukların İklim Değişikliğini Anlaması
Paylaşmak Güzeldir

Medya karmaşasını bir kenara bırakın ve çocukların iklim değişikliğini anlaması ve küresel ısınmayı tanıması konusunda destekçi olun.

Her gün çıkan yeni haberlerle iklim değişikliğiyle ilgili farkındalık rekor seviyelere ulaştı. Peki çocuğunuz gerçekten sorunu anlıyor mu? İşte bu zorlu konuyu açıklamak için birkaç yöntem.

Çocukların İklim Değişikliğini Anlaması: 8 Yaşın Altındaki Çocuklar İçin

Önce çocuğunuzun yaşını göz önünde bulundurun. 8 yaşın altındaysa, zorunlu olmadığı sürece konuyu açmamanız iyi olur. Bunun yerine, çevreyle ve doğayla olan ilişkisini güçlendirmeye çalışın, böylece zaman geldiğinde doğa için zaten bir tutku ve saygı geliştirecektir. Yürüyüş, kamp, ​​bahçe işleri ve sadece doğal güzelliği fark etmek için durmak ve bakmakbile bu ilişkiyi geliştirmek için harika bir yoldur. Ormanlar, okyanuslar, bitkiler veya hayvanlarla ilgili kitaplar okumak da çocuğunuzla doğal dünya arasındaki ilişkiyi güçlendirmenin mükemmel yollarıdır.

Çocuğunuz size küresel ısınma hakkında soru sorarsa, kısa ve güven verici bir şekilde cevap verin. Bu sorunu çözmek için yetişkinlerin çok çalıştıklarını vurgulayın. Ne yazık ki, iklim değişikliğinin en önemli noktalarından biri, bunun bir sonraki kuşağa kalacak bir yük olmasıdır. Fakat bu yük, küçük çocukların zihni için çok ağır olabilir ve kafaları karışabilir.

Çocukların İklim Değişikliğini Anlaması: Daha Büyük Çocuklar İçin

Şimdi konuyu biraz farklı bir şekilde ele alabilirsiniz. 3. sınıftan 8. sınıfa kadar çocuklar daha karmaşık konular hakkında soyut düşünme yeteneğini geliştirmeye başlarlar. Küresel ısınma da dahil olmak üzere güncel olayları öğrenmeye hazır haldedirler. Daha da önemlisi, bu yaştaki çocuklar doğru ya da yanlış bilgileri yaşıtlarından hatta öğretmenlerinden de alabilir. Bu yüzden, çocuğunuzla küresel ısınma hakkında bildiklerini ve bilmediklerini öğrenmek adına konuşmak için fırsatlar yaratın. Sorularını olabildiğince en iyi şekilde cevaplayın, ancak konuyla ilgili bir şeyi bilmiyorsanız da bunu kabul edin (sonra birlikte biraz araştırma yapın). Bu, çocuklarınızı gelecekte de aynı şeyi yapmaya teşvik edecek ve onlara nasıl araştırması gerektiğiyle ilgili yardımcı olacaktır.

Televizyondaki haber programlarını izleyin veya gazete ve dergileri birbirinize sesli okuyun. Bu, çocuğunuzun konuya karşı tepkilerini ölçmenize yardım edebilir. Bilimsel konuşma dilinden sıkılıyor mu? Dünyaya ne olacağından korkuyor mu? Ya da işin içine girmekle ve bir fark yaratmakla igili heyecanlandı mı? Çocuğunuz sorunu kavrayabilir ve “Ben de yardım etmek istiyorum!” diyebilir. Müthiş! Yeni bir çevreci yarattınız ve dünyanın kesinlikle onlara ihtiyacı var. Bu coşkusunu pozitif bakış açısıyla birlikte cesaretlendirin ve gezegeni kurtarmak için çok geç olmadığını vurgulayın. Çevreyi korumaya yardım eden (ormancılık görevlisi, hidroloji uzmanı, jeolog, tarımsal teknoloji uzmanı, biyoyakıt mühendisleri, güneş enerjisi sitemi satış temsilcisi, rüzgar geliştirme sorumlusu, atmosferik bilim adamı, meteorolog gibi) kariyer fırsatlarından bahsedebilirsiniz.

Çocukların İklim Değişikliğini Anlaması: Çocuk Dostu Kaynaklar

Araştırırken, iklim değişikliği konusundaki düşünceleriniz hakkında çocuğunuzla konuşun. Çocuğunuz, gerçek ile fikirler arasındaki farkı anladığında, kendi fikirlerini paylaşmakla ilgili daha rahat hissedecektir.

  • Laurie David ve Cambria Gordon’ın hazırladığı, Küresel Isınmayı Anlamak için Kılavuz, doğanın çocuklar tarafından anlaşılması için onları bir yolculuğa çıkaran şema, oyun, trivia, ünlü alıntılar ve canlı resimler sunuyor.
  • Çocukların sık sorduğu bazı sorular ve cevapları için Ulusal Vahşi Yaşam Federasyonu İklim Sınıfına göz atın.

Çocukların İklim Değişikliğini Anlaması: Şimdi Dünyayı Kurtarmaya Yardım

Çocuğunuza doğayı korumasını sağlamanın en kolay yolu kendi evinizde harekete geçmeye başlamaktır. Gereksiz ışıkları kapatın, su tasarrufu yapın, kompakt flüoresan ampulleri tercih edin ve geri dönüşüm yapın! Evde yapılabilecek seçenekler sonsuzdur, ancak her bir yapılan şey önemlidir ve çocuklar için iyi bir örnek oluşturur. Yeşilci davranmak için bu yolları deneyin!

Çocuğunuz daha fazla şey yapmak istiyorsa, daha büyük ölçekli bir çevre girişiminde bulunmasına yardım edin. Yaban hayatı korumanın yolları, koruma araştırma programlarını veya bilinçlendirme projelerini araştırın. Şehrinizi iklim koruma sözleşmesine dahil etmenize ya da kendi arka bahçenizde yaşam alanı oluşturmanıza yardım etmesi için belediye başkanınıza da yazabilirsiniz.

Medyanın, kitlesel dikkati belirli konularda yoğunlaştıracak eşsiz bir gücü vardır. En son seçtiği konu, yeni ve artan bir farkındalık yaratan iklim değişikliği. Fakat bu anlayışın bu bilince eşlik ettiğinden emin olmak için iletişim kurmak çok önemlidir. Çocuklarınızla küresel ısınma hakkında konuşmak için girişimde bulunun ve trend medya haberleri yerine eski moda doğa yürüyüşlerine çıkın!

Çocuklarda Sağlıkla İlgili Yanlış Bilinen 5 Gerçek
Paylaşmak Güzeldir

Çocuklarda Sağlıkla İlgili Yanlış Bilinen 5 Gerçek

Aile sağlığı, fitness ve beslenme konusundaki düşüncelerinizi yenileyin.

1. Aşırı kilolu olmak genetiktir. Bir kişinin fazla kilolu olmasına neden olan genetik koşullar bilinenin aksine çok azdır. Eğer bütün aile aşırı kiloluysa, büyük olasılıkla nesiller boyunca yalnızca yeme alışkanlıkları birbirine aktarılmıştır.

2. Atletik değilim. Mayo Clinic’in pediatrik editörü Jay Hoecker, MD, her gün yarım saatlik bir yürüyüşün fit olmanın önemli bir parçası olduğunu söylüyor. Bu yürüyüşün alışveriş yaparkenki gezinme hızında olmamasına dikkat edin. Hızlı yürüyerek kanınızın pompalanma hızını artırın.

3. Kilo hakkında konuşmak yeme bozukluklarını teşvik eder. Spor uzmanı Denise Austin, fiziksel sağlığın öneminden bahsetmenin anahtar taşı olduğunu, ancak “çocuklarınızla olumlu davranın onları azarlamayın” dedi. Hoecker, “En iyi yol, örnek olarak öğretmek ve kilo yerine egzersize odaklanmak” diyor. “Yiyeceklerin bir ödül veya ceza olmasına izin vermeyin, etkinliklerle veya birlikte daha fazla zaman geçirmekle ödüllendirin.”

4. Bu sadece bebeklik yağı. Hoecker, bir çocuk 6 yaşından önce obez ise, bunun yetişkinlik döneminde de fazla kilolu olma ihtimalini artırdığını söyledi. Çocuk doktorunuza sağlıklı bir boy-kilo oranının ne olduğunu ve gerekirse kilo verdirmenin mantıklı bir yolunu öğrenmek için danışın.

5. Çocuklar yemekler arasında atıştırmalıdır. Meyve veya fıstık gibi sağlıklı ürünlerle atıştırmak yemek saatlerinde aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olabilir. Porsiyon ölçülerini kontrol edin ve CDC’nin beslenme sitesinden beslenme hakkında daha fazla bilgi edinin.

Çocuklarda Yalan
Paylaşmak Güzeldir

Çocuklarda yalan ve yalan söylemenin öğrenilmesi çocuğun gelişiminde önemli bir adımdır.

Annesi akşam yemeğinden kalan bulaşıkları yıkarken, üç yaşındaki Sally mutfakta mutlu bir şekilde oynuyordu. Sally’nin annesi masadan tabak almak için arkasını döndüğünde, Sally’nin ayaklarının altında bir su birikintisi fark etti. “Sally, tatlım, altını mı ıslattın?” diye sordu. Sally kafasını salladı ve “Ayakkabılarım yaptı” dedi.Sally annesine açıkça yalan söylemişti.

Çocuklarda Yalan: Keşif

Çocuğunuzun yalan söylediğini ilk keşfettiğinizde çoğu anne baba gibi şoka girecek, kendinizi sinirli, incinmiş ve hatta ihanete uğramış hissedeceksiniz. Ancak geri adım atıp, yalan söylemeyi çocuğunuzun duygusal ve zihinsel gelişiminin bir parçası olarak görürseniz, bu durumun çocuğunuzda ciddi davranışsal sorunlara ve ihanete yol açmayacağını göreceksiniz. Hatta son araştırmalar yalan söylemenin normal gelişimde olumlu bir rol oynadığını göstermiştir. Bağımsızlık, bakış açısı kazanma ve duygusal kontrol gibi temel insan becerileri çocukların yalan söylemesine olanak tanıyan becerilerin aynısıdır.

Halk arasındaki inanış çok uzun zamandır küçük çocukların yalan söylemez nitelikte olduğunu ileri sürdü. Ancak daha yeni araştırmalar, çoğu çocuğun 2 ila 4 yaşları arasında etkili bir şekilde yalan söylemeyi öğrendiğini gösteriyor. İlk başarılı yalan, çocuğun zihninin ve düşüncelerinin ebeveynlerininkinden ayrı olduğunu gösterdiği için gelişimsel başarı olarak görülebilir. Aynı şekilde “hayır” demek de çocuğun kendi arzuları, düşünceleri ve duygularıyla başkalarınınkiler arasına sınır çektiğini gösterir.

Her şey gibi, çocuklar yalan söylemeyi de çevrelerinden öğrenir. Anne babalar ve öğretmenler, çocuklara dürüstlüklerini bastırmayı öğretirler. Bir çocuk “Şu adam çok komik.” diye bağırabilir, aldığı bir hediye için “Hiç beğenmedim” veya tadı kötü bir yemeğe “Iyyy” diyebilir. Yetişkinler yavaşça çocuklara, bu tür bir dürüstlüğün her zaman hoş karşılanmadığını ve doğruyu söylemekle diğer insanlara zarar vermemek arasında ince bir çizgi olduğunu öğretirler. Çocuklar ayrıca yetişkinlerin yalanlarını da gözlemler. (Bir araştırma, yetişkinlerin haftada ortalama 13 kez yalan söylediğini ortaya koymuştur!) Hepimiz çıkarlarımız için yalan söylüyoruz ve çocuklarımızın bizi izleyip öğreniyorlar, ancak her zaman tam anlamıyla değil.

Çocuklarda Yalan: Yalanın Gelişimi

Dört yaşından itibaren, çocuklar, yetişkinlerle aynı nedenlerden dolayı yalan söylemeye başlarlar, cezadan kaçmak, avantaj elde etmek, istenmeyen sonuçlardan kaçınmak ve hatta özsaygıyı arttırmak için. Gençler de yetişkinler gibi, bazen güç göstermek, gizliliklerini korumak veya bir arkadaşlarını korumak için yalan söylerler. Bir çocuk yalan söylediğinde, aslında bir şeyi değiştirmeye, bir durumu olmasını istediği gibi yeniden şekillendirmeye çalışır.

Yalan söylemede gelişimsel bir ilerleme vardır. İlk basamakta, çocuk yanlış olduğunu bildiği bir şeyi söyleyerek ödül kazanmak veya hedefe ulaşmak ister. Niyeti, dinleyicinin davranışını etkilemek, örneğin cezadan kurtulmak veya ödül almak olabilir.

Çocuklarda Yalan: Deney

Bu çalışmaya göz atın: 2-3 yaşlarındaki bir grup çocuk boş bir odaya oturtuldu ve arkalarındaki masaya yerleştirilen oyuncağa bakmamaları söylendi. Araştırmacı odadan çıkıp beş dakika sonra geri döndü. Çocukların yüzde doksanı oyuncağa bakmıştı ve çoğunluğu (yaklaşık üçte ikisi) bakışlarını gizledi. Üçte biri direkt olarak yalan söyleyip oyuncağa bakmadıklarını iddia ederken, diğer üçte birlik kısmı da soruyu duymazdan gelip cevap vermedi.

Bu yaşta, dilekler ve hayal gücü sıklıkla gerçek olanla karıştırılıyor. Bazen 3 yaşındaki bir çocuk hikaye anlatmaya başlar ve hikayeyi kafasındakine uydurmak için küçük detaylar eklediğini fark edersiniz. Bu yaştaki yalanlar başarılı olabilir, ancak 3 yaşındaki çocuklar genelde kötü yalancıdırlar çünkü düzgün yalan söylemezler. Dinleyenlerin anlattıklarını ya da anlatmaya niyetlendiklerini gerçekten ciddiye alacağını tahmin edemiyorlar. Sonuç olarak, yanlış zamanda veya yerde yalan söylüyorlar veya aldatmacayı gizlemek için izlerini örtmek gibi diğer önemli detayları düşünmekten kaçınıyorlar.

Çocuklarda Yalan: 4 Yaşın Önemi

4 yaşına gelindiklerinde çocuklar doğru söylemek ve yalan söylemek arasındaki farkı ve yalan söylemenin yanlış olduğunu bilirler. Bu yüzden genellikle doğruyu söylerler, ve yalan söyledikleri çok belli olur. Fakat aynı zamanda yalan söylemede daha beceriklidirler çünkü dinleyenlerin aklından geçenleri dikkate almada daha iyilerdir.

Araştırmacılar aynı oyuncak deneyini 4 ila 6 yaşlarındaki çocuklar ile yaptıklarında, büyük çocukların oyuncağa göz atma dürtüsünü daha iyi yendiklerini gözlemlediler. Ancak bakanlar yalan söylemeye daha meyillilerdi. Video kayıtları büyük çocuklarda önemli bir farklılık daha gösterdi: Oyuncağa baktıktan sonra pek mutlu görünmüyorlardı. Bununla birlikte, araştırmacılar geri döndükten sonra yüz ifadelerini değiştirdiler, kelimenin tam anlamıyla “maske taktılar”.

4 ya da 5 yaşlarına gelindiğinde çocuklar, bir dinleyicinin, varolan bilgileri ışığında bir ifadeyi yorumlayıp değerlendireceğini bilerek, sahte mesajın akıllarında bırakacağı etkiyi anlarlar. Ancak dinleyicinin bir ifadenin doğruluğunu düşünüp düşünmediğini anlamakta zorluk çekerler. Beş yaşındaki bir çocuğun da dediği gibi, “Yalan söylememelisiniz, çünkü yetişkinlerin kafalarının içindeki beyin o kadar akıllıdır ki her zaman bunu fark ederler.”

Daha da karmaşık bir yalan söyleme basamağı, 6 ila 8 yaşları arasında ortaya çıkar. Çocuklar artık “John, annesinin büyükannenin ziyarete gelmemesi konusunda kötü hissettiğini düşünmesini istiyor” gibi cümleleri anlarlar. Bu aşamada, yalnızca yalan içeriği değil, konuşmacının tavrı ve amacı da şüphe çekebilir.

Yaşları 10 ile 11 arasındaki çocukların çoğu yetenekli yalancılardır. Bu basamaktaki en büyük fark, artık ne öğretmenin ne de anne babanın çocuğun sesinden, yüzündeki masum ifadeden ve tuhaf mazeretinden etkilenmemesidir.

Çocuklarda Yalan: Çocuğunuz Yalan Söylediğinde

Küçük çocuğunuz yalan söylediği zaman, bunun ahlaksızlık olmadığını kendinize hatırlatın. Çileden çıkmak işe yaramaz. Yalan söylemesi çocuğunuzun istediğini elde etmesinin bir yoludur ve bu gayet normal ve sağlıklıdır. Ayrıca bir dedektif gibi hikayesini sorgulamak da iyi değildir. Bu, çocuğa kendisinin güvenilmez ve dolandırıcı olduğunu düşündürtür.

Bir çocuk 4-5 yaş ve üzeri olduğunda ve doğruyu anladığında bile, direkt olarak sorduğunuzda ağzından doğruları duyamayabilirsiniz. Ancak “doğruyu” söylese bile, bu ona söylettiğiniz içindir. Pastadaki çikolatayı yaladığını itiraf ettiğinde, elinize ne geçecek? Onu kendi davranışlarının sorumluluğunu almaya yüreklendirmediniz. Hatta çocuğunuza baskı yapmak bir dahaki sefere gerçeği söylememesine neden olabilir.

Uzun vadede hedef, çocuğunuzun yaptıkları için ahlak ve sorumluluk duygusunu geliştirmesine katkıda bulunmaktır. Yalan söylemek büyümenin normal bir yanı olsa da, bu önemsenmeyeceği anlamına gelmiyor. Çocuğunuzun dürüstlüğü daha iyi anlamasına yardımcı olmak için kullanabileceğiniz bazı stratejiler aşağıda listelenmiştir:

Çocuklarda Yalan: Örnek olun

Bu bariz bir şey, ancak ne zaman ve nasıl yalan söylediğinize dikkat etmeyi gerektiriyor, ki bu da kolay bir şey değildir. Başkalarının iyiliğini gözeten, kendinden emin, güvenli bir çocuk yetiştirmek istiyorsak, bunu güven veren ve saygılı ebeveynler olarak zor yoldan yapmak zorundayız.

Bir şey yapmadan önce sakinleşin. Ne kadar sakin olursanız, o kadar iyi iletişim kurarsınız. İlk adım, örneğin hırsızlık gibi bir davranışın yanlış olduğu mesajını vermektir. Daha sonra, çocuğunuzun yaptıkları hakkında neden yalan söylediğine değinin. Unutmayın ki bazı çocuklar, cezalandırılmaktan çok öfkeyi önlemek için yalan söylerler.
Vicdan gelişimini destekleyecek önlemler alın. Öğretmeninin eve gönderdiği veliyi toplantıya çağıran notları çöpe atan bir anaokulu öğrencisi düşünün. Babasına hiçbir not ulaşmadı, ve öğretmen aradığında baba şaşkına dönüyor. Çocuğu notlarla ilgili bildiklerini reddediyor. Bu noktada, öfke, umutsuzluk ve kızgınlık gibi duygular hissettiğini hayal edebiliyor olsak da, sakin kalmak en iyisidir.  Kısa vadede en mantıklı çözüm, çocuğa öğretmeninden özür diletip, ailesine notları götürmediğini söyletmektir. Daha sonra eve getirmek için başka bir not isteyebilir.

Çocuğunuzun yalanı ne amaçla söylediğini düşünün. Bu anaokulu öğrencisi örneğimizde, cezadan kaçmaya mı çalışıyordu? Belki de bir hata yapmaktan veya yaptıklarının sonucundan korkmuştu? Nasıl hissediyor olabilir? Endişeli, suçlu, utanmış, korkmuş mu? Çocukların bize söylediği şeylerin daima bir sebebi ve anlamı vardır. Çocuğunuzun yalan söyleyerek ne elde ettiğini kendinize sormaktan zarar gelmez.

Çocuklarda Yalan: Sonuçlara Dikkat Çekme

Küçük çocuklar, sürekli ağlayıp yardım isteyen, bu yüzden gerçekten zor durumda olduğunda kimsenin yardım etmediği yalancı çoban hikayesiyle çok ilgililer. Çocuğunuz size doğruyu söylediğinde, bunu yaptığına memnun olduğunuzu ona söyleyin. Bu, onun güvenini güçlendirecek ve bir dahaki sefere gerçeği söylemesini kolaylaştıracaktır.

Uzun vadede en etkili çözüm, çocuğun yalanıyla hangi mesajı vermeye çalıştığını anlamaktır. Bazen yalan söylemek, bir çocuğun daha fazla ilgiye, veya günlük aktivitelerinde daha güçlü sınırlamalara ihtiyaç duyduğunun bir işaretidir. Uzun vadeli stratejiler, aile içinde güvenlik duygusunu artırmak için kuralları konmuş rutin aktiviteler yaratmak olabilir. Örneğin, sevdiği kitabı sesli okuduktan sonra uyumak veya televizyon izleme zamanlarını sınırlamak gibi.

Erken çocukluk öncüsü Erik Erikson’un sözlerine göre, “Çocukları iyi hale getirmek uzun bir iştir; bunu yapmaya, onları yetiştirmeye devam etmek zorundasınız. Bu da onlara soru sormak, anlatmak, ağızlarını aramak, kendi düşüncelerinizi cesurca ifade etmek demek. Nerede durduğunuzu öğrenmeniz gerekmekte ve çocuğunuzun da nerede durduğunuzu bildiğinden, nedenini anladığından emin olun. Sonra, umut edin ki sizinle birlikte, sizin yanınızda dursunlar.

Otizmi Anlamak
Paylaşmak Güzeldir

Otizmi Anlamak
Belirtileri anlamak ve çocuğunuzun özel ihtiyaçlarına göre hazırlanmış erken tedaviyi bulmak, çocuğunuzun en yükseği hedeflemesi için çok önemlidir.

Otizm medyada sayısız manşette yer bulurken, bugün bu kompleks bozuklukla ilgili sorusu veya endişesi olmayan bir ebeveyn yoktur. Muhtemelen otizm teşhisi konan çocuk sayısının hızlı bir şekilde arttığını ve bazı aşıların bunun potansiyel nedeni olabileceğini duydunuz. Hatta çevrenizde veya ailenizde otizm tanısı konmuş bir çocuk bile olabilir. Otizm medyada bu kadar yer almasına rağmen, hala gizemli ve genellikle anlaşılması zor bir bozukluk olmaya devam ediyor.

Hiç şüphesiz, otizm teşhisi çok üzücü olabilir, ancak birçok ebeveyn için çocuklarının gösterdiği belirtilere bir teşhis koymak rahatlatıcı olmakta. İyi haber ise, otizmin tedavi edilebilir olması, özellikle de erken yaşlarda tanısı koyulursa. Erken müdahale ve tedavi ile ne kadar başarılı olunabileceğini söylemek mümkün değildir.

Otizmi Tanımlama
Otizme Ne Sebep Olur?
Otizmi Bireysel Olarak Tedavi Etme
Çocuğunuzun Öğretmeni Nasıl Yardımcı Olabilir?

Otizmi Anlamak: Otizmi Tanımlama

Ulusal Sağlık Enstitüleri, 166 çocuğun birine otizm teşhisi konduğunu tahmin ediyor. Otizm, tipik olarak sosyal beceriler, dil ve diğer davranışlarda gecikme ve bozukluklar gibi birçok zorluğu içeren gelişimsel bir bozukluktur. Otizm bir spektrum bozukluğudur, yani bu tür semptomların geniş bir yelpazesi vardır.

Otizmle ilişkili bir dizi bozukluk vardır, ancak bu bozuklukların otizmli olmayan veya diğer gelişimsel bozukluğu olan çocuklarda da görülebileceğini akılda tutmakta fayda var. Her semptom kendi başına bir otizm işareti olarak düşünülmemelidir. Temel semptomlar aşağıdakilerdir:

-İlişki kurmada sorunlar
-Başkalarından gelen duygusal sinyalleri anlama veya bunlara cevap vermede zorluk
-Dili yaratıcı ve alıcı olarak kullanma
-Öz-soğurma (çocuk kendi dünyasındaymış gibi görünür, uyarıcıların ve etrafındaki diğer insanların farkında olmaz)
-Tekrarlayan, kendi kendini uyaran (öz-uyarım) davranışlar sergileme, örneğin vantilatörü izleme
-Sözcükleri tekrar tekrar söyleme
-El çırpma gibi tekrarlayan motor hareketler

Otizmi Anlamak: Otizme Ne Sebep Olur?

Bu durumun kesin nedeni bilinmemektedir. Araştırmacılar muhtemel genetik ve çevresel nedenleri araştırıyorlar. Uzmanlar ise, otizmin biyolojik temelli bir hastalık olabileceğine inanıyorlar. Hangi çevresel faktörlerin neden olabileceği konusunda genel bir fikir birliğine varılamamasına rağmen, araştırılan iki önemli faktör cıva içeren aşılar ve çeşitli beyin travmalarıdır.

Ayrıca otizm vakalarında son 10 ile 20 yıl içinde neden bu kadar büyük bir artış olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Otizm Araştırma Merkezi’ne göre, otizm oranı 1990’ların başından beri dünya genelinde muazzam bir artış gösterdi. Nedeniyle ilgili çok sayıda tartışma var. Bazıları bunun toksik kimyasallardan kaynaklandığını söylüyor ancak henüz kesin bir kanıt yok. Diğerleri ise, çocukların ve bozukluğun bizim tanımlarımız ve sınıflandırmalarımız kadar değişmediğine olasılık veriyor. Bir nesil önce “özürlü” ya da “beyni hasarlı” olarak tanımlanmış olabilecek çocukların şimdi otistik spektrumda olduğu söyleniyor.

Büyük olasılıkla, “otizm” dediğimiz şey, her türden zihinsel problemleri kapsayan bir terim ama tıpkı ateşin birçok değişik hastalığın işareti olabileceği gibi, tüm bu problemlerin ortak semptomları vardır. Benzer şekilde, ilişki kurma, iletişime girme ve düşünmedeki problemler, birçok farklı problemin ortak belirtileri olabilir. Araştırmalarımız bizi buraya götürüyor. Sonuç olarak, çok sayıda araştırma yapılıyor ancak kesin bir cevap yok.

Otizmi Anlamak: Otizmi Bireysel Olarak Tedavi Etme

Otizm tedavisinde farklı yaklaşımlar var. Gelişmesini istediğimiz, başkalarıyla etkileşime girme ve çevreyi farkında olma gibi davranışları ödüllendirmeyi de kapsayan davranışsal metotlarla tedavi çok yaygın bir akım.

Bizim inandığımız ise, herhangi bir çocuğa yardım edebilmek için onu eşsiz kılan özellikleri bilmenin gerektiği. Otizmin ortak problemi başkalarıyla ilişki ve iletişim kuramamaktır, ancak her çocuğun davranış kalıpları tamamen farklı olabilir. Bazı çocuklar, dokunmaya ve sese aşırı tepki gösterirlerken bazıları tepkisiz kalabilir. Aşırı tepki gösteren çocuğun ekstra rahatlamaya ihtiyacı varken, tepkisiz kalan enerjik ve hareketli bir etkileşime ihtiyaç duyar. Benzer şekilde, bu çocuklardan bazıları duyduklarını çok iyi hatırlayabilirken diğerlerinin işitsel bellekleri çok zayıftır. Hatta, bazı çocuklar kendilerine söylenenleri kolaylıkla hatırlayamazlar.

Bir çocuğa yardımcı olmak onun seviyesine inmeyi gerektirir. Velilere ve öğretmenlere bunu yapmalarına yardımcı olması için Gelişim, Bireysel Farklılık ve İlişki Bazlı DIR oyun modeli geliştirdik. DIR Oyun modeli çocukların bireysel farklılıklarına değinir ve aşağıdaki özellikleri çocuğunuzda gözlemlemenizi ister:

-Çocuğunuzun yeni deneyimleri kavrama ve anlama şekli
-Dokunma ve ses gibi uyarılara karşı tepkileri
-Görsel deneyimleri kavrama şekli
-Eylemlerini planlama şekli
-İlişkilerini yürütme becerisi

Örneğin, çocuğunuz başkalarıyla etkileşim kurmayı yeni öğrenmeye başlıyorsa, bazı zamanlar çok dalgın olabilir ve etrafta amaçsızca dolaşabilir. Onu başkalarıyla ilişki kurmaya ikna etmeniz gerekecektir. Örneğin, elinde tutmayı sevdiği küçük bir arabasıyla kandırılabilir. Arabayı elinden alıp kafasına koyarak, sizinle etkileşime girmesi için onu eğlenceli şekilde teşvik edebilirsiniz. Dokunmaya ve sese karşı duyarsızsa, zayıf kas elastikiyeti varsa ve oldukça pasif bir çocuksa ilgisini çekebilmek için enerjik ve hareketli olmalısınız. Çocuğunuzun ilgisini çektiğinizde, gelişim basamaklarını çıkmasına yardım etmeye başlarsınız.

Tepki göstermeyen bir çocukla çalışırken bir elinize sevdiğini bildiğiniz çikolata parçalı kurabiyeyi, diğer elinize de sevmediğini bildiğiniz yulaflı kurabiyeyi almak bir taktik olabilir. Her birini tutun ve “Hangisini istersin? Çikolata parçalı olanı mı, yulaflı olanı mı?” diye sorun. Amaç, “Çikolatalı olanı istiyorum” demesi. Bu birçok deneme gerektirebilir ancak sevdiği şeyleri sizinle iletişim kurması için kullanmak, dilini anlamlı bir şekilde kullanmasına yardımcı olur.

Otizmi Anlamak: Çocuğunuzun Öğretmeni Nasıl Yardımcı Olabilir?

Çocuğunuzun okul ortamını dikkate almak da önemlidir. Okuldaki genel hedef, öğretmenin çocuğunuzun ihtiyaçlarına göre bir öğrenme ortamı oluşturmasıdır. Öğretmen ile güçlü bir ortaklık kurup gerekli bilgiyi paylaşmak çok önemlidir. Bu amaca ulaşmak, kreş veya anaokulunda yardımcı olması için ekstra birini gerektirebilir. Diğer zamanlarda, sınıfta gönüllü olarak çalışabilirsiniz. Bütün çocuklar için tek bir öğretmen varsa, gerekli bireysel çalışmaları sağlamak çok zor olacaktır. Çocuğunuzun yeterli desteği alıp almadığı konusunda öğretmen ve okul müdürüyle görüşün.

Çocuğunuzun öğretmeninin çocuğunuza yardımcı olabileceği yollardan birisi, çocuğunuz ve özel ihtiyacı olmayıp zorluk çekmeyen bir veya birden fazla öğrenciyle arasındaki öğrenim etkileşimlerini arttırmasıdır. Diğer çocuklar ise oyunlar yoluyla çocuğunuzu etkileşime sokmaya yardımcı olabilirler. Örneğin, öğretmen bir çocuğun küçük oyuncak arabayı tutmasını isteyebilir, böylece çocuğunuz onu öğretmenden değil de diğer arkadaşından alır.  “Bahse girerim Johnny senden bu arabayı istemeyecek.” gibi sorular sorabilir. Çoğu zaman, özel ihtiyaçları olmayan çocuklar özel ihtiyaçları olan çocuklarla ilgilenir ve onlara yardımcı olmaktan memnuniyet duyarlar.

Hiçbir Şey Yapmamanın Keyfi
Paylaşmak Güzeldir

Hiçbir Şey Yapmamanın Keyfi
Anlık mesajların, iPhone’ların ve futbolun dünyasında, çocukların planlanmamış şeyler yapması kulağa kötü gelebilir, ancak bu tüm zamanların en iyi hediyesidir!

Her şey masumca başlar: yürümeye yeni başlayan çocuğunuzla evcilik oyunu, veya haftada bir spor kursu. İkinci sınıfa başladığında ise, resim dersleri ve futbol.

Birkaç sene sonra saatleri basketbol kursuyla çakışan gezici spor takımına girer. Ancak yine de ödevlerine başlamadan önce İzci takımı toplantılarını ve saksafon kursunu araya sıkıştırmayı becerir. Maç sırasında, tribünlerde bir elinizde cep telefonu ofisten gelen telefonları cevaplarken ona tezahürat yaparsınız.  Çok yünlü bir çocuk yetiştirebilmek için elinizden geleni yapıyorsunuzdur.

Stresli ve bitkinsinizdir ama yalnız değilsiniz. Bugün anne-babalık, sürekli birkaç adım geride kaldığımız çılgınca bir yarış gibidir. Michigan Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Enstitüsü tarafından 12 yaş altı 3500 çocukla yaptığı araştırma sonucunda, bugünün çocuklarının 30 yıl öncesindekilerin yarısı kadar boş zamana sahip olduğunu açıklandı. Enstitünün araştırma görevlisi Sandra L. Hofferth, “Çocuklar aileleri gibi zaman sıkışıklığından etkilenmekteler.” açıklaması yaptı.

“Einstein Bilgikartı Kullanmadı: Çocuklarımız Gerçekte Nasıl Öğrenir, Neden Daha Fazla Oynayıp Daha Az Ezberlemeliler” kitabının yazarı Doktor Kathy Hirsh-Pasek “Toplum olarak kendimizi her anı iyi değerlendirmemiz ve çocuklarımızın beyinlerini tıka basa doldurmamız gerektiğine ikna ettik.” diyor. Philadelphia’daki Temple Üniversitesi’nde profesör olan Hirsh-Pasek, “Ebeveynler, çocuklarına karşılayabilecekleri her imkanı vermek zorundaymış gibi hissediyorlar. Böylece günlerini sanat, müzik, spor ve haftasonu programlarıyla dolduruyorlar.” diye devam ediyor. Bu durumda gençlerin boş zamanlarında sıkıldıklarından bahsetmeleri şaşılacak bir şey midir? Muhtemelen kendi kendine ne yapacaklarını bilmiyorlardır.

Hiçbir Şey Yapmamanın Keyfi: Vakit Öldürmek

Dr. Hirsh-Pasek, “Boş durmanın vakit öldürmek olduğu konusunda bir inanç var, ancak bu oldukça yaratıcı ve gerekli bir süreçtir. Boş vakitlerinde çocuklar dünyayı kendi yöntemleriyle keşfederler, ilgi duydukları alanları bulurlar ve kendi mutluluklarını yaratmalarına, başkalarıyla olan sorunlarını kendi başlarına çözmelerine ve kendi zamanlarını yönetmeye yardımcı olacak hayali oyunlarla meşgul olurlar. Bu kritik bir yaşam becerisidir.” diye konuştu.

Dahası, çocuklar büyüdükçe saatlerce süren ev ödevlerinin üzerine yapacakları fazladan aktiviteler, geri tepebilir. “Yoğun Çocuklar” kitabının yazarı psikiyatrist Alvin Rosenfeld “Programı yoğun çocukların çoğu endişeli, sinirli ve yıpranmış durumda. Bu çocuklarda baş ve karın ağrısından sinir nöbetlerine, konsantrasyon eksikliğinden uyku problemlerine bir dizi problem baş gösteriyor. Uzun vadede, kendi başlarına ne yapmak istediklerinin kararını vermekte güçlük çekebilirler.” diyor. Daha da önemlisi çocuğunuzun programına sürekli yeni aktiviteler sıkıştırdıkça onu çok önemli bir şeyden mahrum edersiniz: çocukluğunu yaşamaktan.

Hiçbir Şey Yapmamanın Keyfi: Ebeveyn Tuzağı

Sürekli yeni program yapmanın nedeni ne? Daha fazlasını daha hızlı yapma baskısının her yerde hakim olduğu bu çoklu-görev dünyasında, etkilerin yukarıdan aşağıya süzülerek çocuk yetiştirmeye kadar inmesi belki de sadece bir zaman meselesi. Yine de bazı uzmanlar, ebeveynlerin son yirmi yılda konuşulan çocuk geliştirme tekniklerini yanlış anladığını düşünüyor.

Rosenfeld, “Bu yeni nesil ebeveynler, çocuk ne kadar erken öğrenmeye başlarsa, o kadar çok öğrenir inancını fazla ciddiye aldılar. Ve bunu erken çocukluk yıllarında fark etmezlerse, Harvard’ı unutsunlar.” diyor.

Aslında, bunun tam tersini ispatlayan birçok araştırma var. Hirsh-Pasek, “Çocuklar, çocukluk döneminde öğrenmeye ve gelişmeye devam ediyor. Ancak deşarj olmak ve öğrendiklerini tekrar etmek için zamana ihtiyaçları var. Serbest zaman sayesinde keşfedebilir; bilim adamı, kaşif, yaratıcı ve mucit olabilirler. Bunu ise ancak oturma odasında minderden kaleler inşa edip, çamaşır sepetiyle yabancı diyarlara yelken açarak yapabilirler.” diyor.

Sadece hayal kurmaya vakti olan çocuklar iç dünyalarını besleyebilirler. “Hata yapmayı ve onlara tahammül etmeyi öğrenmeye çalışırlar. Bu tür olasılıklara karşı kendilerini nasıl güçlendireceklerini keşfederler” diye ekliyor Hirsh-Pasek. “Bu, öz sorumluluk ve öz güvendir.”

Tabii ki, çocukların boş gezmesine izin vermek kulağa gerçekte olduğundan daha kolay geliyor. Çocuklarımızı, büyüdüğümüz dünyadan çok farklı bir dünyada yetiştiriyoruz. Boşanmış veya çalışan ebeveynler, çocuklarını güvende tutmak için okul sonrası kurslarına veya yaz okullarına güvenmeliler. Dahası, okul dışındaki faaliyetlerin çocukların kendilerine olan güvenini arttırdığını gösteren bir dizi araştırma mevcut. Bu çocuklar kendi başarılarıyla gururlanıp daha zorlu görevler üstlendikçe, okul yaşamlarında diğer çocuklardan daha başarılı olurlar.

Fakat çocuklarımıza her şeyin en iyisini verme çabalarımızda dengeli bir yaşamın önemini unutmuşuzdur belki de. “Anne-baba olarak, bir seçeneğimiz var,” diyor Hirsh-Pasek. “Çocuklarımızı bilgiyi alıp sonra unutan işçi arılar gibi yetiştirebiliriz, veya onları kendi merak ve hayal güçlerinden enerji alıp bulutlara bakınca kuş veya dinozor gören yaratıcı problem çözücüler olarak büyütebiliriz. İşte burada, bazen sıkılmaya kadar varan boş vakitler baş gösterir.

Hiçbir Şey Yapmamanın Keyfi: Çılgınlığı Durdurun

Bu medyaya aşina nesiller, hayatın en üst düzeyde olağanüstü eğlencelerle dolu olduğu bir hız treni olduğuna inanacak şekilde yetiştiriliyor, ve eğer her anları dolu olmazsa bir şeylerin yanlış gittiğini düşünüyorlar. Şimdi, çılgınlığı durdurmanın ve ailenizin önceliklerinizi yeniden sıralamanın tam vakti. Bunları hatırlayın:

Çılgın bir hayat sürmek kaçınılmaz veya imrenilecek bir şey değildir. Ebeveynlik rekabetçi bir spor değildir. Kendinize dürüstçe sorun, size bunları düşündürten nedir? Diğer ebeveynlerin veya aile üyelerinin baskısı mı? Çocuğunuzun iyi bir üniversiteye girmesini sağlayacak artı yönlerinin eksik kalacağı kaygısı mı? Çocuklar, aynı yetişkinler gibi stres eşiğine sahiptirler. Bazı aileler yoğun programlarıyla diğerlerinden daha iyi başa çıkabilirler, ve bazı çocuklar birden fazla etkinliğe dahil olduklarında başarılı olurlar.

Çocuğunuzun onlardan birisi olmadığını anladıysanız veya hayatınızı bir dersten diğerine koşturarak yaşamak istemiyorsanız, bir diğer ilgi çekici kursa kaydolma dürtüsüne karşı koyun.

Rol model olun. Siz çocuğunuzun en iyi öğretmenisiniz. Eğer plansız etkinliklere değer verdiğinizi görürse, o da verecektir. Hirsh-Pasek, “Dünya tüm o gösteriş olmadan da zengin bir öğrenme ortamıdır.” diye belirtiyor. Cep telefonunuzu kapatın, maillerinizi bir süre kontrol etmeyin, ve sadece keyfinize bakın. “Vakit öldürmek” yerine bir şeyler yapmanız “gerektiği” düşüncesiyle kendinizi üzmeyin. Evinizde herkesi çekecek köşeler hazırlayın. Yastıklarla dolu bir pencere oturağı, resim malzemelerinin olduğu bir köşe, müzikal enstrümanlar, CDler ve oyun kartları kullanabilirsiniz. Video ve bilgisayar oyunları gibi yüksek teknoloji ürünü cihazları satın almaktan vazgeçin veya sınırlandırın. Ve neler olduğunu görün.

Çocuğunuzla düzenli olarak iletişim kurun. Hirsh-Pasek, “Zamanlarını ne kadar çok doldurursak, o kadar azını yapıyorlar.” diyor. İlk sınıfın başlarında bile olsa, çocuğunuzu karar verme ve planlamaya dahil edin. Günlerinin çok dolu olduğunu düşünüp düşünmediğini veya arkadaşlarıyla oynamak, kitap okumak ve dinlenmek için daha fazla zamana ihtiyacı oldu olmadığını sorun. Neler hissettiğini bildiğinizi düşünmeyin.

Hiçbir Şey Yapmamanın Keyfi: Planlamak

Planlayın. Boş bir takvime çocuğunuzun her etkinliğini yazıp haftasını planlayın. Boş kalan zamanları daire içine alın. Program sadece bir yönde mi ağır basıyor? Sezgilerinize güvenin. Program gözünüze çok dolu gelirse, muhtemelen çocuğunuz için de öyledir. Veya çocuğunuz yorgun görünüyorsa, okula ve ev ödevlerine konsantre olamıyorsa, sıklıkla çöküntü yaşıyor ve uyumakta zorlanıyorsa, programı çok yoğun olabilir.

Serbest aile zamanı planlayın. Size özel olsun. Çocuklarınız cumartesi günü ne yapmak istiyor? Tüm gün pijamalarla oturup pizza sipariş edip, film seyretmek mi? Bisiklet sürüp sevilen şarkılarla dans etmek ve lale soğanı ekmek mi?

Çocuklarınızın yeterince uyuduğundan emin olun. Televizyonu ve bilgisayarı kapatın, telesekreteri açın. Okumak, sohbet etmek veya müzik dinlemek gibi en az 15 dakika sakin, dinlendirici etkinlikler içeren bir uyku öncesi rutini oluşturun.

“Ben sıkıldım!” laflarını duymazdan gelin. Çabalarınıza rağmen bu olacaktır. Ve bu, yeterince iyi bir ebeveyn olmadığınız anlamına gelmez. Sürekli etkinlik önerisinde bulunmak yerine, ona birkaç seçenek sunun, güçlü olup zamanını nasıl dolduracağını kendisinin karar vermesine izin verin. Hirsh-Pasek “Daha fazlasını yapmak için uğraşan çocukların gerisinde kalmaktan korkanlar çocuklar değil de ailelerdir.” diye belirtiyor.

Öğrenme Sevgisi Aşılamak
Paylaşmak Güzeldir

Düşüncelerinizi Paylaşın: Öğrenme Sevgisi Aşılamak
Okul yılı boyunca çocuğunuzu öğrenmeye nasıl teşvik ettiğinizi sorduk. İşte söyledikleriniz:

Lynne Ticknor tarafından derlendi.

Öğrenme Sevgisi Aşılamak: Ebeveynler Gözünden

Ben bir ressamım ve çocuklarla evin bahçesinde projeler yapıyoruz, boyuyoruz, evin çevresindeki şeyleri kullanarak “deneyler” yapıyoruz. Hayal gücü ve yaratıcı düşünceyi geliştirmek için yaratıcı bir yol.
Jennifer K., Colorado Springs, Kolorado
Michael (12 yaşında) ve Brianna (4 yaşında)

Oğlumuz her şeyden önce ince motor aktivitelere ilgi duyuyor, bu yüzden uzaktan kumandayla oynamasına, dizüstü bilgisayarlarımızı kullanmasına, cep telefonu ve çağrı cihazıyla oynamasına, kalemleri kullanmasına ve buz dolabından yiyecek almasına izin veriyoruz, tabi hepsi denetimimiz altında. En iyi öğrenme şekli etrafı keşfemektir.
Lisa C., Petaluma, Kaliforniya
Peter (3 yaşında)

Öğretmen olan annem, zamanında bana en önemli şeyin sevgi olduğunu, her şeyin ondan geldiğini söylemişti. Georgia kreşe başladığında bizden ayrılmakta zorlanırken annemin bu sözlerini hatırladım. Yeni bir ortamda rahat ve güvenli hissedebilmesi ve öğrenebilmesi için, sevildiğini hissetmesi gerekiyordu.
Karen M., Sierra Madre, Kaliforniya
Georgia (6 yaşında)

En eğitici ve keyifli anlarımdan bazıları arabada geçiyor. Konuşmak için her zaman ilginç şeyler oluyor. Casus oyununu oynuyor, yanımızdaki motosiklet hakkında tartışıyor, “mağazaya ne kadar kaldı” oynuyor ve bulmaca ipuçlarını çözüyoruz.
Denise B., Colorado Springs, Kolorado
Noah (6 yaşında), Elissa (4 yaşında) ve Elayna (2 yaşında)

Rahmetli babam kızlarımıza her şeyi yapabileceklerini söylerdi, biz de onlara daima bunu hatırlatırız.
Heather A., ​​Pawtucket, Rhode Adası
Hope (5 yaşında) ve Grace (3 yaşında)

Çocuklarıma yeni ve farklı deneyimler sunuyorum. Günlük gezilere çıkıyor, yüzme dersleri alıyor, farklı oyun gruplarında oynuyor ve her gün çizim, boyama, oyun hamuruyla oynama gibi çeşitli faaliyetlere katılıyoruz.
Nichole W., Cazenovia, New York
Mercedes (2 yaşında) ve İnanç (11 aylık)

Her gün kızlarıma kitap okuyorum. Onları kütüphaneye götürüyorum, orada kitaplara bakıyorlar ve yeni şeyler öğreten aktivitelere katılıyorlar. Ayrıca, kendi dergi ve kitaplarımı, benim de okumayı sevdiğimi göstermek için yanlarındayken sesli okuyorum!
Danelle E., Middleburg Heights, Ohio
Payton (3 yaşında) ve Audrey (11 aylık)